GURMANCLAR KÜRT DEĞİLDİR
Ömer ÖZÜYILMAZ’ın GURMANC VE
KÜRTLERİN KÖKENİ adlı kitabı Kürtlerin kökenlerini anlatan yeni ve
farklı bir eser. Yeni dönemde içeriği ile kendinden fazlaca ses
getirecek gibi görünüyor.
Kürtlerle ilgili;
1- Gürcü kayıtlarında hiçbir bilgi yoktur
2-
Resmi Ermeni tarihinde Kürtlerden ilk kez 890 yılında, günümüz
İran’nının Kermanşah bölgesi dolayında bahsedilen bir halk olarak
bahsedilmiştir.
3- Araplarda mevcut Ekrad kelimesi Kürt anlamında olmayıp, göçebe
aşiretleri anlatan bir kavram olduğundan Ekrad Kürt anlamına
gelmemektedir. İranlı ve bazı Asyalı aşiretler içinde Ekrad adı
kullanılmıştır.
4- Süryani tarihinde Kürtlerin sadece İran topraklarında yaşadığı anlatılmaktadır. (ebul farac tarihi)
5- Diğer bir Ermeni kaynağı olan Urfalı Meteos vaka-i namesinde
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayan hiçbir Kürtten bahsedilmezken,
İran’da Kürtlerin varlığı anlatılmıştır.
6- Hiçbir Hrıstiyan
kaynağında hrıstiyanlığın başlangıcından 8. asra kadar Kürtlerden bilgi
yoktur. Kürtlere gönderilen Havarı ya da havarilerin talebesinden
bahsedilmemektedir.
7- Hiçbir Yahudi kaynağında Kürtlere gönderilen habercilerden bahsedilmemektedir.
8- Peygamberimizin (S.A.V.) elçilerinden hiç birinin Kürtlere gittiğinden bahis konusu yoktur.
9- Kürt adında bir Sahabe, Tabiin ve Tabe-i tabiinden bahsedilmemektedir.
10- Kürtlerin ilk dini Zerdüşlük denmesine rağmen neden Mardin ve
Hakkarideki İranlılardan kalan birkaç yezidi tapınağından başka Elazığ,
Malatya, Diyarbakır, Erzurum, Ağrı, Van, Muş, Bitlis, Urfa, Bingöl,
Adıyaman illerinde Zerdüşt tapınaklarının kalıntılarına dahi
rastlanılmamıştır.
11- Neden Kürtlere ait Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bir tarihi
yapıta rastlanmamaktadır. Hiçbir tarihi eserin üzerinde yapanın veya
yaptıranan Kürt olduğu anlatılmamaktadır.
12- Neden iddia
edildiği gibi hiçbir Kürt şahıs ve kabile adında Medlerden,
Urartulardan, Mitannilerden v.b uygarlıklardan kalan kişi adları ve
kabile adları yoktur. Hani bunlar Kürtlerin atasıydı, ama İngilizler,
Türkler, Çinliler atalarının isimlerini taşımaktadır.
13- Neden 2000 yıllık hiçbir Roma ve Bizans kaynağında Kürt adına
rastlanmamaktadır. Ya da Kürt aşireti olarak bilinen bir topluluk adına
rastlanmamaktadır. Romalılar ve Bizansızlar bölgeyi yüzlerce yıl
yönetmişlerdir,
Madem Kürtler Sivas’tan Basra’ya kadar uzanan coğrafyada
yaşayan bir halktır. Neden Hrıstiyan, Müslüman ve Yahudi kaynakları bu
halkı anlatmamıştır. Hem de yanı başlarında olmasına rağmen, neden bu
kadar büyük topluluğun bir tane dahi tarihi eseri yok. 5. yy dan önce
anlatılan hiçbir tarihi olayda Kürt adı kullanılmamıştır.
Yazar eserinde Gurmancları ve Kürtleri iki ayrı millet olarak
görmektedir. Eserde Kürtlerin m.s 5 yy da İranlılar tarafından Sint
(Afganistan ve kuzey Pakistan arası) ve Keşmir bölgesinden
Mezopotamyaya sürgün edildiği Gürcü, İran ve Bizans kaynaklarından
alınan bilgileriyle aktarmıştır. Yazara göre Kürtler Kürtler Hun’lara
bağlı Asya’da yaşayan bir kavimken Sasani-Akhun savaşlarında kral Firuz
tarafından bölgeye getirildiği anlatılmaktadır.
Kitaba göre Kürtler dünya üzerinde Moğolistan, Macaristan, Romanya,
Pakistan ve Mezopotamya coğrafyasında yaşamışlardır. Yazar Kürtlerin bu
ülkelerde ve coğrafyalarda Kürtlerle ilgili verilere toplayarak
okuyuculara aktarmıştır.
Kitapta özellikle siyasal Kürtçülerin temel kaynağı olan Şerefname
adlı eseri iyice irdelenmiş ve Kürtlerin kökenleri bu eser üzerinden
açıklanmıştır.
Şerefnamede anlatılan hadiseler irdelendiğinde Kürtler ile Türklerin bir çok bağlantısı ortaya çıkartılmıştır. Buna göre;
1-Araplara göre Kürtler lanetlenmiş bir topluluk olup, CİN’lerden
türemişlerdir. Yazar bu kaydın aslında yanlış anlaşıldığını, Arap
alfabesinde Ç harfi olmadığından, Türklerden öğrendikleri ÇİN kelimesi
yerine, kelimenin Arapların mevcut C harfi ile okunduğunu, dolayısı ile
Kürtlerin güney Çin, yani Keşmir bölgesinden geldiklerini belgeleri ile
açıklıyor.
2-Ünlü Kürt efsanesi olan DEMİRCİ KAWA efsanesinin Türk efsanesi
olduğu anlatılmaktadır. Şerenameye göre Kürtler İran kralından kaçarak
dağlara sığınmış, burada sayıları artınca, içlerinde KAWA adında bir
demircinin Kürtleri ıssız dağlardan kurtardığı ve zalim kral DAHHAK’ı
öldürdüğü, bu nedenle her yıl nevruzda ateş üzerinden atlanarak bu
hadiselerin kutlandığı söylenmektedir.
Kitaba göre ise Bu hadisede anlatılan kişi BİLGE TONYUKUK’tur. Türk
tarihine göre, Türkler zalim Çin prenslerinden kaçıp, dağlara
saklanmışlardır. Sonra sayıları artınca, içlerinden biri demirden bir
dağı eritmiş, Türkler özgürlüğe kavuşmuş ve Çin kralını öldürerek
bağımsızlık elde etmişledir.
Uygurlarda Çin’de yaşayan Türkler için GAVE adı kullanılmıştır.
Uygurlarda vezirlerin ünvanı ise DEMİRCİ dir. Büyük Türk veziri Bilge
Tonyukuk ise Çinde yetişmiş ve Göktürk devletine vezir olmuştur.
Göktürk devletinde Bilge Tonyukukun adı DEMİRCİ GAVE dir.
3-Şerefnamedeki Kürtler ile ilgili diğer bir rivayete göre ise
Kürtler Becen ve Boğduz adlı iki atadan türemiştir. Yazara göre burada
geçen BECEN adı Türklerin büyük bir boyu olan BECENEK/PEÇENEKLER dir.
Yine Oğuznamelere göre Oguz Hanın Peygamber Efendimize (s.a.v.)
gönderdiği Türk heyetinin başında yer alan kişinin adı BOĞDUZ dur.
Oğuznamelere göre Oğuzhan Arabistan’a gönderdiği Türk heyetin başkanı
olarak Kürtlerden Boğduz beyi seçmiştir. Bu durum bile başlı başına
Kürt adında bir boyun Orta Asyada Türkler içerisinde var olduğunu
göstermektedir.
Yazar Gurmacları ise Kürtlerden ayrı bir topluluk olarak mütalaa
etmiştir. Kürtler bölgeye 5. yy da gelirken Gurmancların bölgeye
gelişleri Türklerin Müslüman olmasından sonra yanı 8. yydan sonradır.
Yazara göre Kürtlerin ana özünü SORAN lar oluşturmakta olup, Gurmanc
lehçesi Kürtçeden her yönü ile ayrıdır.
Yazar Türkiye’deki Gurmac aşiretlerinide tetkik etmiş ve birçok aşiretin kökenleri ile ilgili veriler ortaya koymuştur.
Kitaba
göbe GUR luk Türklüğün çekirdeğidir. Türkler Gur adıyla ortaya çıkmış
ve medeniyetler kurmuşladır. UY-GUR, ON-OGUR, SU-GUR, FİN-OGUR, BUL-GUR
(Bulgar), HUN-GUR (Hungar), GUR türk devleti bunlara birkaç örnektir.
Gurların Müslüman olanlarına ise GURMANC denmiştir.
Gurmanc dilinde GUR kelimesi KURT demektir. Terör örgütü PKK’nın
yayın organlarından Pine ve Azadiye Welat gazetelerinin çıkardıkları
Ferhenggoka adındaki Kürtçe sözlükte “Gurmanco” kelimesi “efsanevi bir
Kurt” olarak tarif ediliyor. İran-Tahran ve Türkmenistan-Aşkabat
arasında Hazar gölünün güneyinde Gurgan adlı bir yer adının Türkçe,
“kurtlar ve kurt yeri” manasına gelmesi de Gurmancların Türklüğünü
ifade etdiyor. Gurmanc kelimesinin Türkiye’deki kullanımlarından
bazıları da Kirmanc ve Kurmanc şeklinde. Kirman, Farsçada kurt adam,
kurtlar anlamına geliyor “Gurmanc” kelimesi ise “Gur” ve akabinde
aidiyet anlatan “Man“ belirteci ile birleşmesinden meydana geliyor.
Alman, Kuman, Kurman, Sayman, Uzman, Kahraman, Karaman, Hayman(a),
Danışman, Belletmen, Kocaman, Ayman gibi isimlerde de “man” eki
belirteç olarak kullanılıyor.
Kitapta, “Türk” ismine “man” eklenmesi ile oluşan “Türkmen”
kelimesinin meydana geldiği gibi, Gur Türklerinin adı olan, “Gur”
kelimesinin arkasına “Man” eklenmek suretiyle “Gurman” kelimesi
oluşturulmuştur deniliyor. Gurmanclar dünyada sadece oğuzlara mahsus
bir dil yapısı olan NÇ sistemini kullanmaktadırlar. Oğuz lehçesinde N
ile biten kelimenin hemen ardından Ç sese kullanılmaktadır. Tıpkı
GURMANÇ taki gibi, Türkçede ise sevinç, kıvanç, utanç, dilmanc gibi.
GURMANC aşiretlerinin önemli bir çoğunluğu Oğuz kökenli olup,
dünyada sadece Oğuzlara mahsus 12 ve 24 lü teşkilat sistemi ile
teşkilatlanmışlardır. Artuşi, İzol, Dersim, Batkan, Karakeçi, Akkeçi,
Tırkan, Sincar, Tatar, Celali, Hormek ve Varto aşiretleri bunlara
birkaç örnektir.
Siyasal Kürtçülerin sembol haline getirdikleri sarı, kırsızı ve
yeşil rengin aslında Selçuklu devletinin sembolü olduğu, Selçukluların
tüm bayrak ve sancaklarının bu renkleri taşıdığı vurgulanmaktadır.
Yazara
göre Gurmanc lehçesinde var olup, İstanbul Türkçesinde olmayan ve eski
Türklere ait en az 400 kadar kelime vardır. Bu sayı iyi bir araştırma
ile daha da artacaktır. Gurmanc lehçesi Osmanlıcanın değişik bir
versiyonu olup, değişen Türkiye Türkçesi bu açıdan farklılık
göstermektedir.. Doğu ve güneydoğuda yaşatılan ve eski Türklere ait bir
çok örf ve adet bu aşiretlerde halen yaşatılırken ülkemizin batı
bölgelerinde bir çoğu unutulmuştur..
Kitapta Rişvan aşireti ve Mardin kenti detaylı bir irdelenerek buraların kökeni hakkında değerli veriler sunulmuştur.